ATATÜRK · DIŞ POLİTİKA · TAM BAĞIMSIZLIK · BÖLGESEL BARIŞ

DÖRT DEVLET, BİR BARIŞ KUŞAĞI

Atatürk ve Sadabat Paktı

Temsili editoryal görsel · Tarihî fotoğraf değildir
← Tüm yazılar

SINIRLARI DEĞİL, BARIŞI BÜYÜTMEK

Türkiye, İran, Irak ve Afganistan’ın 1937’de kurduğu Sadabat düzeni; sınırları büyütmeyi değil, barışın alanını genişletmeyi amaçlayan egemen devletler iş birliğiydi. Bir “Batı Asya Birliği” değildi; fakat bölgenin kendi iradesiyle oluşturduğu öncü bir barış, güvenlik ve danışma mimarisiydi.

Tahran, 8 Temmuz 1937. Saadabad Sarayı’nın duvarları ardında dört devletin temsilcileri aynı masaya oturdu. Haritaların sınır çizgileri, dilleri, yönetimleri ve tarihî tecrübeleri farklıydı. Onları buluşturan ortak gerçek ise açıktı: Yaklaşan savaşın gölgesinde ülkelerinin geleceğini başkalarının hesaplarına bırakmak istemiyorlardı.

Masada fethedilecek toprak, paylaşılacak ganimet veya kurulacak yeni bir imparatorluk yoktu. Görüşülen mesele; sınırların dokunulmazlığı, iç işlerine karışmama, saldırmazlık, güvenlik ve uyuşmazlıkların barışçı yollarla çözülmesiydi.

4Egemen devlet
10Antlaşma maddesi
08.071937 · Tahran

Komşunun toprağında gözün olmayacak.
Komşunun iç işlerine karışmayacaksın.
Bir anlaşmazlık çıktığında silaha değil, görüşmeye başvuracaksın.

Savaşı kazanmış bir Cumhuriyet neden barışı örgütledi?

Türkiye Cumhuriyeti bağımsızlığını kendisine bağışlanmış bir lütufla değil, Millî Mücadele ile kazandı. Atatürk ve Cumhuriyet kadroları savaşın ne olduğunu, bir milletin işgal altında neler kaybedebileceğini ve bağımsızlığın hangi bedellerle elde edildiğini biliyordu.

Bu nedenle Cumhuriyet’in dış politikası edilgen bir barış anlayışına dayanmıyordu. Amaç yalnız savaştan uzak durmak değildi. Barışın devamı için güvenli sınırlar, karşılıklı saygı, diplomatik denge ve komşular arasında doğrudan iletişim gerekiyordu.

1930’ların dünyası giderek daha tehlikeli hâle geliyordu. Avrupa’da faşizm ve silahlanma yükseliyor, İtalya’nın Habeşistan’a saldırısı sömürgeci yayılmanın sona ermediğini gösteriyordu. Büyük devletler yeni nüfuz alanlarının peşindeyken Yakın Doğu, geçmişten kalan sınır sorunları ve dış müdahaleler nedeniyle kırılgandı.

Ankara’nın cevabı yeni toprak talepleri ileri sürmek olmadı. Türkiye, batısında Balkan Antantı; doğusunda Sadabat Paktı ile çevresinde güven ve barış üretmeye çalıştı. Atatürk sınırları büyütmek değil, barışın alanını genişletmek istiyordu.

Ankara, Tahran, Bağdat ve Kabil'in yaklaşık konumlarını birbirine bağlayan şematik Sadabat Paktı haritası
Dört başkent, ortak irade. Şematik harita; noktalar başkentlerin yaklaşık coğrafi konumlarını gösterir, tarihî sınır haritası değildir.

Sadabat bir günde kurulmadı

Paktın 8 Temmuz 1937’de imzalanması uzun bir diplomatik hazırlığın sonucuydu. Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasındaki yakınlaşma yıllar içinde gelişti. Tarafların sınır meseleleri, güvenlik kaygıları ve bölgesel anlaşmazlıkları adım adım ele alındı.

Türkiye Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras bu süreçte belirleyici bir rol oynadı. Bağdat ve Tahran arasında yürütülen temaslar, özellikle İran ile Irak arasındaki ihtilafların yumuşatılması ve dört ülkenin ortak bir metinde buluşması bakımından önemliydi.

Burada tarihî bir ayrımı açık tutmak gerekir: Pakt Atatürk’ün dış politika çizgisinin eseriydi, fakat antlaşmayı Türkiye adına bizzat Atatürk değil, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras imzaladı. Diğer imzacılar İran adına Enayetullah Samiy, Afganistan adına Feyz Muhammed Han ve Irak adına Dr. Naci el-Asil’di.

“Sadabat’ta dostlarımız Afganistan, Irak ve İran ile imza etmiş olduğumuz dörtlü antlaşma, büyük bir sevinçle kayda değer barış eserlerinden biridir.”

Mustafa Kemal Atatürk · TBMM açış konuşması, 1 Kasım 1937

Atatürk’ün bu değerlendirmesi, Sadabat’ın Ankara açısından geçici bir diplomatik gösteri değil, Cumhuriyet’in barış siyasetinin somut bir eseri olarak görüldüğünü ortaya koyuyordu.

Dört devlet birbirine ne söz verdi?

Sadabat Paktı yalnızca iyi niyet cümlelerinden oluşmuyordu. Antlaşma metni taraflara açık siyasi ve hukuki yükümlülükler getiriyordu:

01

Müdahalesizlik

Birbirlerinin iç işlerine karışmamak.

02

Sınır güvenliği

Ortak sınırların dokunulmazlığına saygı göstermek.

03

Danışma

Ortak çıkarları ilgilendiren uluslararası sorunlarda görüşmek.

04

Saldırmazlık

Birbirlerine karşı saldırıya başvurmamak ve saldırgana yardım etmemek.

05

Ortak güvenlik

Diğer tarafın düzenini hedef alan silahlı grupları engellemek.

06

Barışçı çözüm

Uyuşmazlıkları yalnız barışçı yöntemlerle çözmek.

Saldırmazlık ilkesi yalnız resmî bir savaş ilanıyla sınırlı değildi. Bir devletin toprağının işgali, kara, deniz veya hava kuvvetleriyle saldırı ve saldırgana doğrudan ya da dolaylı yardım da kapsam içindeydi.

Paktın yedinci maddesi ayrıca dikkat çekiciydi. Devletler, kendi topraklarında diğer tarafın güvenliğini, anayasal düzenini veya yönetimini hedef alan silahlı örgütlerin faaliyetlerini engellemeyi kabul ediyordu. Bu hüküm Sadabat’ın yalnız idealist bir dostluk bildirisi değil, sınır aşan somut güvenlik sorunlarına cevap arayan bir metin olduğunu gösteriyordu.

Antlaşmanın önsözünde amaç, Yakın Doğu’da barış ve güvenliği korumak ve böylece genel dünya barışına katkıda bulunmak olarak açıklanmıştı.

İDDİA VE GERÇEK

Bir “Batı Asya Birliği” miydi?

Değildi

Ortak parlamento, pazar, para birimi, üst otorite veya otomatik müşterek savunma sistemi yoktu.

Neydi?

Egemen devletlerin müdahalesizlik, sınır güvenliği, danışma ve saldırmazlık temelinde kurduğu bölgesel barış mimarisiydi.

Antlaşmanın kendi metninde “Batı Asya” değil, dönemin diplomatik diliyle “Yakın Doğu” kavramı kullanılıyordu. Afganistan’ın bugün Güney veya Orta Asya içinde de değerlendirilmesi, coğrafi tanımlarda dikkatli olmayı gerektirir.

Yine de Sadabat çağının koşulları içinde öncü bir bölgesel girişimdi. Dört egemen devlet, büyük bir gücün emri altında birleşmeden, kendi güvenlik ihtiyaçlarını doğrudan konuşmak için aynı masaya oturmuştu. Bir Avrupa Birliği modeli değildi; fakat bölge ülkelerinin ortak meseleler karşısında kendi iradeleriyle iş birliği yapabileceğini gösteren önemli bir tecrübeydi.

Ne imparatorluk ne mezhep ittifakı

Türkiye Cumhuriyeti’nin hedefi eski imparatorluk sınırlarını yeniden kurmak değildi. Pakt, Türkiye’nin komşularına üstünlük kuracağı bir düzen oluşturmadı; her devlet kendi bağımsızlığını ve karar yetkisini korudu.

Bu iş birliği mezhep temelli bir cephe de değildi. Farklı tarihî ve toplumsal yapılara sahip Türkiye, İran, Irak ve Afganistan ortak güvenlik sorunlarında buluştu. Ölçü mezhep, hanedan veya etnik yakınlık değil; devletlerin egemenliği ve sınırların karşılıklı tanınmasıydı.

Bu yaklaşım Atatürk dönemi dış politikasının ayırt edici yönlerinden birini yansıtır: duygusal yayılmacılık yerine gerçekçi diplomasi; komşuları yönetme arzusu yerine komşularla güven kurma çabası. Barış teslimiyet değil, bağımsızlığından emin devletlerin birbirlerinin bağımsızlığına saygısıydı.

1934Balkan Antantı

Türkiye · Yunanistan · Yugoslavya · Romanya

BATIDA İSTİKRAR
TÜRKİYE
Yurtta sulh,
cihanda sulh
1937Sadabat Paktı

Türkiye · İran · Irak · Afganistan

DOĞUDA GÜVEN

Batıda Balkan Antantı, doğuda Sadabat

Türkiye 1934’te Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya ile Balkan Antantı’nı; 1937’de İran, Irak ve Afganistan ile Sadabat Paktı’nı kurdu. İki düzenleme hukuki yapı ve yükümlülük bakımından aynı değildi. Fakat her ikisi de Türkiye’nin çevresinde istikrar üretme, mevcut sınır düzenini koruma ve saldırgan devletlerin bölgesel anlaşmazlıklardan yararlanmasını zorlaştırma düşüncesine hizmet ediyordu.

Ankara’nın mesajı açıktı: Türkiye güvenliğini yalnız silahlı kuvvetlerine değil, etkin diplomasiye ve komşularıyla kurduğu güvene de dayandıracaktı.

Paktın gücünü abartmamak gerekir. Irak’ın Britanya ile yakın ilişkileri devam ediyor, büyük devletlerin bölgedeki etkisi ortadan kalkmıyordu. Suriye de paktın tarafı değildi. Sadabat dış müdahaleleri sona erdiren kusursuz bir blok değil, bölge devletlerine sınırlı fakat anlamlı bir hareket alanı açan girişimdi.

Antlaşmanın hukuki yolculuğu

08.07.1937İmza

Antlaşma Tahran’daki Saadabad Sarayı’nda imzalandı.

14.01.1938TBMM onayı

Türkiye, 3324 sayılı kanunla paktı onayladı.

25.06.1938Yürürlük

Dört tarafın onay belgeleri İran hükûmetine teslim edildi.

19.07.1938Milletler Cemiyeti

Pakt 4402 numarayla uluslararası antlaşmalar dizisine kaydedildi.

Antlaşma ilk aşamada beş yıllık bir dönem öngörüyordu. Fakat taraflardan biri sürenin bitiminden en az altı ay önce çekilme bildirimi yapmazsa sonraki beş yıllık dönemler için kendiliğinden yenilenecekti. Bu nedenle paktın hukuki hayatını tek bir tarihte kesin biçimde sona ermiş gibi anlatmak doğru değildir.

Bugün Sadabat’tan ne öğrenebiliriz?

Bugünün Batı Asya’sı savaşlar, vekâlet mücadeleleri, mezhep gerilimleri, sınır aşan terör, göç, enerji güvenliği ve büyük devlet rekabetiyle karşı karşıya. Sadabat’ın bugüne bıraktığı ders, 1937 tarihli metni olduğu gibi yeniden kurmak değildir. Asıl ders, bölgesel sorunların kalıcı biçimde ancak egemenliğe dayalı doğrudan diyalogla çözülebileceğidir.

Yeni bir iş birliği düzeni; hiçbir ülkenin diğerine üstünlük kurmadığı, sınırların tartışmaya açılmadığı, iç işlerine müdahalenin reddedildiği ve güvenliğin yalnız askerî değil ekonomik, bilimsel, teknolojik ve kültürel boyutlarıyla ele alındığı bir anlayış gerektirir.

Önce anlaşmazlıkları azalt. Sonra güveni büyüt. Ardından barışı kurumlaştır.

Atatürk’ün dış politika mirasının değeri burada ortaya çıkar. Bağımsızlık yalnız kendi bayrağını dalgalandırmak değildir. Gerçek bağımsızlık, başka devletlerin iradesine boyun eğmeden karar verebilmek ve komşunun bağımsızlığına da aynı saygıyı gösterebilmektir.

Saadabad Sarayı’nda dört ülke kusursuz bir birlik kurmadı ve bütün sorunları çözmedi. Fakat savaşın yaklaştığı bir çağda Ankara, Tahran, Bağdat ve Kabil aynı temel düşüncede buluştu: Birbirimizin toprağında gözümüz yok. Güvenliğimizi birbirimizin zayıflığında değil, ortak barışta arıyoruz.

Bu bir fetih masası değildi.
Bu, bağımsız devletlerin barış masasıydı.

Sınırları değil, barışı büyütmek.

BELGELER VE KAYNAKLAR

Metnin dayandığı kayıtlar

  1. Milletler Cemiyeti Antlaşmalar Dizisi — Cilt 190, No. 4402, s. 21–27 ↗
  2. TBMM — Atatürk’ün 1 Kasım 1937 tarihli açış konuşması ↗
  3. Resmî Gazete — 3324 sayılı onay kanunu, 27 Ocak 1938 ↗
  4. Atatürk Ansiklopedisi — Sadabat Paktı ↗
  5. Belleten — Atatürk döneminde Türk dış politikasının ilkeleri ↗
  6. TÜBİTAK Ansiklopedi — Sadabad Paktı ↗

Editoryal not: “Batı Asya barış mimarisi” ifadesi bugünden yapılan analitik bir tanımdır; antlaşmanın resmî metni “Yakın Doğu” ifadesini kullanır. Kapak görseli tarihî bir anı belgeleyen fotoğraf değil, yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış temsili bir çalışmadır.